BASINDAN SEÇMELER

HINCAL ULUÇ, 4 Şubat 2009, Çarşamba SABAH


Çıktım Dostlar!.. Çıktım meydanı boş bulanlar!..


Sevgili okurlarım..Seven, sevmeyen ama her gün okuyarak beni ben yapanlar.. Çıktım..
Atatürk Cumhuriyeti'nin insanları.. Gerçek Atatürkçüler, sapına kadar cumhuriyetçiler çıktım..
Dostlar, arkadaşlar, sevgililer çıktım..
Meydanı boş bulup arkamdan sallayanlar çıktım.
Azılı Atatürk Düşmanları.. Atatürk'e sövmek için fırsat kollayanlar.. Atatürk Filmi çekimi haberini diline dolayıp utanmadan, sıkılmadan "Bu yaşamdan film mi çıkar" diyecek kadar gözü dönenler..

 

Devamını oku...
 
Hepimiz Sevan'ız hepimiz Türk'üz...


Olay 1-) “Bölücüler, vatan hainleri, teröristler kadar değerimiz yok! Ben, bu onursuz insanlarla bir arada yaşamak istemiyorum” diyen bir ses. Yarım saat sonra da, önce abdest alıp sonra şakağına dayadığı beylik silahıyla kahpe ve kahpeliklere veda etmeden evinden, ölümsüzlüğe giden, Gazi Abdülkerim KIRCA Albay...
Olay 2-) Gerek gördükleri ile vedalaşırken ölüme gittiğini kendisi bilen ama sevdiklerinden saklayan; sonra, son dini görevlerini yerine getirmek için Kadıköy’de bulunan Surp Takavor Ermeni Kililesi’ne gelen, duasından sonra belinden çıkardığı silâhını şakağına dayayarak ateşleyen, Türk Ermenisi Sevan İNCE... Sevgili Sevan’ın cebinden çıkan; tarihe millî bir mühür, kör gözlere parmak, sağır kulaklara çöp, mühürlü yüreklere hançer; “Hepimiz Hrant’ız! Hepimiz Ermeniyiz!” diye sokakları dolduran cühelâ ve işbirlikçilere bir tokat olan not: “Allah’ım sen bu millete akıl fikir ver. Kurban istiyorsan, al sana kurban!” diye yazmış ölüme koşarken Sevan İNCE...
Devamını oku...
 

Yavuz BAYDAR 26 Ocak 2009 Pazartesi, SABAH

Şu sorumsuz medyamız

Herkes nasıl 'kendine demokrasi' peşindeyse, herkes kendine hizmet eden bir medya peşinde. İlke-kural nedir bakan pek yok. Demokrasinin altını oyan bir iklimde, fatura dürüst gazeteciliğe çıkarsa şaşmayalım. 
Yaza yaza sıkıldım ama nafile. Türkiye'de medya kendisine çeki düzen vermeye yanaşmadığı sürece demokratikleşme ve hoşgörü, adalete saygı, boş birer hayal olarak kalmaya devam edecek.
Ergenekon eksenli haber ve yorumlar, yeni her gelişme, medyayı eleştiri odağı haline getirdiği ölçüde mevcut alışkanlıklar, bildik refleksler de keskinleşmekte.
Kırılgan ülke Türkiye'de "yalan" ve "gerçek" etrafında topyekûn bir "doğruya odaklı bilgi" ve "yanıltma amaçlı dezenformasyon" savaşı yaşanıyor.

Devamını oku...
 
ALTEMUR KILIÇ, Yeniçağ, 26 Ocak 2009

"Sorun askerdir" Türk askeridir


altemurHâlâ anlaşılmamışsa ben, Ali Bayramoğlu’nun ağzıyla anlatayım: “Ergenekon Operasyonu’nun-komplosunun” “sorunu” TSK’dır. Bu  “aydın yazar”  müsveddelerinin “sorunları, zorları” Türk ordusu ve gücüdür! Bu güç ortadan kaldırılırsa, Atatürk’ün TC’sini yıkmak ve yerine ne idüğü belirsiz “İkinci Cumhuriyet” mi, yoksa “ılımlı İslam devleti” mi olur, başka bir şey kurmaktır! Bunun için de, her  “dalgada” muvazzaf-emekli askerler tutuklandıkça, özellikle genç subayların “isteklendirme ve reflekslerini” körletmeye ve böylelikle onları yıldıracaklarını sanırlar! Bu kolay olmayacak, ama gene de kalede gedikler açılıyor! 

Devamını oku...
 
ÖZCAN YENİÇERİ, Yeniçağ, 26 Ocak 2009

Vicdansızlık!

ozcanBir insan düşünün ki PKK’ya karşı mücadele ederken vurulmuş. Alnından değil arkasından kurşunlanmış. O nedenle de şehit olmamış, sakat kalmış ve tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş olsun. Vatan uğruna yaptıklarından dolayı da devlet onu  “övünç”  madalyasıyla onurlandırmış!
Devlet övünç madalyasını almış olan bu insan tekerlekli sandalyeyle onbir yıldır binbir güçlük içinde yaşamaya çalışmaktadır. Ancak gün gelmiş ona kurşun sıkan PKK’lı  “itirafçı”  olmuş. Onun itirafı, daha doğrusu iftiralarıyla da bu kahraman asker beslemeler tarafından hedefe oturtulmuştur. Vatanı uğruna vücudunu kurban veren bu onurlu ruh, sonuçta iftira, isnat ve ithamlara dayanamayarak son kurşununu düşmana değil kendi kafasına sıkmış. Hayatına son vermiştir.

Devamını oku...
 
Sadi Somuncuoğlu Yeniçağ,24.01.2009
Bir kahramanın intiharı, demokrasi ve hukukun boğazlanması

Malul Gazi Albay Abdülkerim Kırca’nın kahrından intiharı, başımızı önümüze eğdirdi. Utandık. Çünkü, o bizim kahramanımızdı. Milleti için savaştı. Ölümle burun buruna geldi. Vatan hainlerine göz açtırmadı. Bunun için  “Devlet Övünç Madalyası” verildi. Bu ülkede onun gibi, nice şehit ve gazi yiğitlerin sayesinde yaşıyoruz.
Yaşıyoruz da, bunun ne kadar farkındayız? Farkında olmaktan da vazgeçtik, bari “gaflet-dalalet-ihanet” içinde olmasak. Rahmetli Kırca hakkında neler yazılmadı ki? Okuyunca kanımız donuyor. Allah’ın verdiği akıl terk edilmiş; kin, öfke, hırs ve hatta düşmanlık, ruhumuzu bürümüş. İftiranın bini bir para.
Neymiş, rahmetli Kırca PKK’lıları “yargısız infaz edip, toprağa gömmüş. Kazılırsa cesetler çıkarmış.” Nerden öğrenmişler?
Devamını oku...
 

HINCAL ULUÇ, 23 Ocak 2009 Cuma, SABAH Gazetesi
Bu nasıl bir medyadır?..

 

hincalAŞAĞILIK kimliğini çarşamba akşamı Ali Kırca'nın haberlerinde öğrendiğimiz bir PKK itirafçısının ağır ithamlarını baş tacı yapan medyanın tutumuna dayanamayan bir kahraman Albayımız Abdülkerim Kırca'nın intiharına sebep olan haber ve görüntüleri hatırlayın..
O alçağın açıklamalarını ana haberlerine, manşetlerine taşıyanlar Albay Kırca'ya, zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Devlet Övünç Madalyası takışının resim ve görüntülerini kullandılar. Amaçları Ordu'yla beraber, Ahmet Necdet Sezer'i ve onun temsil ettiği Atatürk Cumhuriyeti ilkelerini de yıpratmaktı..
Yılmaz Özdil yazmasa gerçeği ben de öğrenemeyecektim.

Devamını oku...
 

Timsah gözyaşları


Albay Abdülkerim Kırca’nın intiharı Türkiye’nin perişan halini de çarpıcı biçimde yansıttı..
Bir tarafta PKK çetesinin, PKK finansörü uyuşturucu baronlarının kan davasını süren yandaşların, itirafçı bir alçağın peşinde Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırı kampanyaları!..
Beri yanda ise...
Bir anda millici kesilen, Albay’ın intiharını teessürle karşılamış havasında, ona haksızlık yapıldığı haberleri ile askere “biz sizden yanayız haa!” mesajı vermeye çalışanların timsah gözyaşları...

Devamını oku...
 

Hakkı Kurban, Tercüman, 22 Ocak 2009

Farkı fark etmek!

BİRİ, vatanı uğruna hayatını hiçe saymış! Öbürü, terörist eskisi!
Biri, Cumhurbaşkanlığı tarafından “Devlet Şeref Madalyası”yla ödüllendirilmiş!
Öbürünün, kimliği mimli!
Biri, mahkemede hiçbir ceza almamış!
Öbürü, cinayetlerini bile kendisi itiraf ediyor!
Biri, Gazi!... Bayrağı uğruna hain kurşununa siper durmuş!
Öbürü, bir terörist ve itirafçı... Devleti hedef seçmiş!

Devamını oku...
 
BEKİR COŞKUN,Hürriyet, 22 Ocak 2009

SEN o gaziyi tanımazsın...

bekirAklına geleni "kucaklamaktan" söz etsen de, senin oportünist kafan onu ne tanımaya yeter, ne anlamaya...
Sen bilemezsin...
Önceki gün onları, gururu uğruna ölen arkadaşlarının cenazesinin peşinden gitmek isterken, tekerlekli sandalyelerin üzerinde gördüm.
Hepsi gençti...
Yaşamlarının en güzel günlerinin başlangıcında, vücutlarının yarısını ıssız dağlarda bırakıp gelmişlerdi...
Canlarının tümünü veren arkadaşlarından farklı olarak, onların acısı başlamıştı, ama asla bitmeyecekti...
Suyu görüp avuçlayamamak, ağacı görüp ulaşamayarak, yolu görüp yürüyememek, çocukları sevip oynayamamak, sevgiliyi görüp okşayamamak gibi bitmek tükenmek bilmeyen bir hüznün mahkûmuydu onlar...
Yaşamları süren, ama hayatları ölmüş gaziler...

Devamını oku...
 
ERTĞRUL ÖZKÖK 22 Ocak 2009
Değer miydi ?

ertugrulSİZİ bir dakikalık "milli reflekse" davet ediyorum.Lütfen kendinizi, dün Hürriyet'in birinci sayfasında gördüğünüz çocukların yerine koyun. 
Kiminin bacakları kopmuş...
Kimininki belki bir daha hiç hareket etmeyecek.
Yaşları siz deyin 20-25, ben diyeyim 25-30.
Hayat, daha başlayacağı en güzel döneminde tekerlekli sandalyeye prangalanmış.
Onlar sadece birkaçı, sadece oradakiler.
Geride, rehabilitasyon merkezlerinde, yıkık dökük evlerde, orta halli yuvalarda, daha binlercesi var.
Devamını oku...
 
SIRRI YÜKSEL CEBECİ, Tercüme, 22 Ocak 2009
Sorumsuz medya

sirriPKK itirafçısı Abdülkadir Aygan, Albay Aldülkerim Kırca’nın Diyarbakır’da JİTEM Bölge Komutanı iken, üç kişiye diz çöktürerek, kafalarına kurşun sıktığını söyledi.”
Meslek etiğine saygılı ve dürüst bir gazete yöneticisi olarak, böyle bir haber önünüze gelse, ne yaparsınız?
Mal bulmuş mağribi gibi hemen üzerine atlar ve haberi manşete mi taşırsınız, yoksa elekten geçirmek ve kanıta dayandırmak için bekletmeyi mi tercih edersiniz?
AKP’nin gayriresmi yayın organı gibi hareket eden gazeteler, maalesef birinci yolu izlediler ve Sayın Başbakan’ın ifadesiyle “yargısız infaz” yaptılar.
Yani, somut hiçbir kanıt olmadan bir Ergenekon heyulası yaratan da, bu heyula çerçevesinde suçlu-suçsuz herkesi karalayan ve bir “sürek avı” başlatılmasına sebep olan da, hedef göstererek suçu kanıtlanmamış insanların intiharına yol açan da, yandaş medya...
Bunlara artık “yandaş medya” da diyemiyoruz. Çünkü bunların, AKP iktidarına güya yardımcı olmaktan başka, farklı bir amaçları var.
Devamını oku...
 
RUHAT MENGİ, Vatan, 22 Ocak 2009

İlahi adalet yakanızı bırakmaz!


ruhatHayatı boyunca onuruyla çalışmış, ülkesine hizmet etmiş insanların “PKK itirafçılarının sözleriyle suçlanmasına” izin verir, terörist sözüyle onları karalarsanız...
Suçlu olduğu kanıtlanmamış, büyük ihtimalle asla kanıtlanamayacak kişileri elinizde “suç delili” olmadan gözaltına alır, tutuklar, evini arar, onları ailelerine ve topluma karşı peşinen suçlu ilan ederseniz...
Başbakan “suç sabit olmadıkça kimseyi suçlu ilan edemezsiniz” nutukları atarken ve söz konusu davanın savcısına destek konuşmaları yaparken, kendi hakkında türlü çeşitli iddialar olan bu savcı tutuklattığı bazı kişileri hakkında delil bulamadığı için “suçlu olup olmadıklarını, örgütle bağlantılarını” Kanada’daki hahama sorarsa... Ve bunun adına “hukuk”, “adalet” derseniz... (Herkes tepki gösterirken ve güven tümüyle yok olmuşken bu savcı neden ısrarla değiştirilmiyor sorusunu cevaplamazsanız...)

Devamını oku...
 

21 Ocak 2009, VATAN Gazetesi

Kaleme kan bulaştı!

Kayıtsız şartsız iktidar yanlısı Star Gazetesi önceki gün, hem de birinci sayfadan PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın iddialarına yer verdi. Bu eski PKK’lı, Devlet Övünç Madalyası sahibi Emekli Albay Abdülkerim Kırca’yı üç kişiyi öldürmekle suçluyordu.
Bel kemiğine isabet eden bir kurşundan sonra yaşamını tekerlekli sandalyede sürdüren Albay Kırca bu haberi okuduktan sonra intihar etti...
Kimilerine göre intiharın nedeni, “yakalanma” kaygısıydı, kimilerine göre ise böyle bir iddiayı onuruna yedirememesi!

Devamını oku...
 

Sırrı Yüksel CEBECİ, Tercüman, 21 Ocak 2009


Devlet değil seri katil!

DEVLET Üstün Övünç madalyalı emekli Albay Abdülkerim Kırca, beylik tabancasıyla kafasına ateş ederek intihar etti.
Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde, “JİTEM’ci” iddiası ile öğrenciler tarafından rehin alınan bir kişi, jandarma tarafından güçlükle kurtarıldı.
Emekli Albay Erdal Sarızeybek, Ali Kırca’nın Show TV’deki haber programında, eski Özel Harekat’çı bir arkadaşının, “Sokağa çıkamaz olduk, herkes bize çete üyesi gözüyle bakıyor” dediğini anlattı. Neler oluyor Türkiye’de? İbre tersine mi döndü?

Devamını oku...
 

Oray EĞİN, Akşam, 21 Ocak 2009

Albay'ın katili kim?

Abdülkerim Kırca isimli Albay, star gazetesinde hakkında çıkan haberlerden sonra intihar etti. Dün, bu intiharla ilgili açıklamasında Genelkurmay da basındaki yargısız infazdan şikayet ediyordu. AKP yandaşı gazetenin haberi, çoktandır sürdürdüğü yanlı yayın politikası açısından değerlendirildiğinde şaşırtıcı değil. Kontrolsüz yayıncılıklarının bir ürünü. Ama bu yayıncılık sonucu Albay'ın intiharını sadece bir medya cinayeti olarak okumak mümkün.
Albay Kırca, yandaş medyanın infaz ettiği ve ölüme gönderdiği ilk isim belki. Ama bu tarz yayın yapan gazetelerin tamamında kaç yargısız infaz yaşandı, kaç kişi haksız yere hedef gösterildi; hesabım kaçtı doğrusu.
Peki Albay'ı hedef gösteren star'ın yayını neye dayanıyordu dersiniz?

 

Devamını oku...
 

Devletin intiharı!


Polonya’da merkez sağ hükümetin Adalet Bakanı Zbigniew Cwiakalski, cezaevinde bir mahkûmun ölümü üzerine istifa etti. Türkiye’de ise cezaevinde bulunan bir tutuklu, zamanında hastaneye sevk edilmediği için öldü, bir başkası düşerek boynunu kırdı, bir başkası 20 kilo zayıfladığı halde hastaneye sevk edilmiyor.
Ve bütün bunlardan sonra, basında bir PKK itirafçısının iddiaları esas alınarak, yargısız infaz edilen “devlet övünç madalyası” sahibi, emekli albay Abdülkerim Kırca, askeri lojmanlardaki evinde intihar etti!
Yargısız infaz, cenaze kaldırılırken bile devam ediyordu.

Devamını oku...
 
GÜNGÖR MENGİ, Vatan, 21 Ocak 2009
Yeter artık!..
gungorYaşam sonsuz bir deneyimler okyanusu.. Yüreği ile görebilenler her olaydan bir ders çıkarabilir.
Dün, soruşturmaların gizliliği ilkesi ile korunan değerlerin doğrudan insan hayatına dek uzandığını acı bir şekilde hatırladık.Emekli Albay Abdülkerim Kırca, uzun yıllar terör örgütüne karşı savaşan ve son görevi sırasında yediği kurşun ile kötürüm duruma düşen ve Devlet Övünç Madalyası ile onurlandırılan bir askerdi.
PKK itirafçılarından birinin iddiasına dayanılarak hakkında açılmış olan bir dava tekerlekli iskemleye bağımlı kalmanın doğurduğu moral bozukluğu yüzünden onu daha da hassas -belki zayıf- hale getirmişti.Önceki gün Albay Kırca’nın JİTEM’de görev yaparken üç kişiyi kafalarına kurşun sıkmak suretiyle infaz ettirdiğine dair bir PKK itirafçısı tarafından ortaya atılan iddianın bir gazetede yayınlanması, sonun başlangıcı oldu.
Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL