ZİYARETÇİ DEFTERİ

Ziyaretçi Defterine YazZiyaretçi Defterine Yaz:

Administrator     20 Ocak 2013 11:04 | bursa
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.

Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık.
Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık;
Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerekir.
Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...

Administrator     20 Ocak 2013 11:03 | bursa
Bu gün yollanıyorken bir gurbete yeniden
Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden
itler bile gülecek kimsesizliğimize

Gidiyorum: gönlümde acısı yanıkların...
Ordularla yenilmez bir gayız var kanımda.
Dün benimle birlikte gülen tanıdıkların
Yalnız bir hatırası kaldı artık yanımda.

Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;
Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağına.
Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin
Değişilir topuda bir sokak kaltağına.

İster düşün... Kendini ister hayale kaptır...
Uzar uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların.
Bakarsın aldanmışsın, gördüğün bir seraptır
Sevimli bir hayale açılırken kolların.

Ey doğunun anlımı serinleten rüzgarı!
Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay!
Arzularım bir oktur, aşar ulu dağları.
Düştüğü yer uzakta “DİLEK” adlı bir saray.

O sarayda bulunca Tanrılaşan erleri
Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
Hepsi sussa da “Kür şad” uzatarak elini;
“Hoş geldin oğlum KERİM, kutlu olsun! ” diyecek.

Administrator     20 Ocak 2013 10:48 | bursa
RUHUN ŞAD ,MEKANIN CENNET OLSUN.BÜYÜK KAHRAMAN.
Kendi şehidine taş yürek, teröristin yarasına bile merhem Türk milleti, sana; utan diyeceğim amma o kadar sürüleşmişsin ki; sen de utanacak yüz de kalmamış.

Administrator     27 Ağustos 2012 18:29 |
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Bir Kahramanın Ardından

Kürşat TECEL

19.01.2009, bu gün bir kahraman komutan veda etti sessizce, Abdulkerim Kırca. Beylik tabancasını dayadı şakağına.

Çekti tetiği…

En son PKK itirafçıları onu dolamışlardı dillerine. Onun emriyle 16 kuyuya faili meçhuller gömmüşlerdi! Artık meçhul değildi, ekmek yediği vatanın evlatlarına kahpece saldıranların faili…

Görev yaptığı süre içerisinde bölücüler ile, hainler ile, bebek katilleri ile mücadele etmişti. En son PKK’nın Antalya’ya yerleşme çabasının karşısına dikilmiş, 13 kelle almıştı, geçit vermemişti hainlere.
Son çatışmada omuriliğine bir kalleş mermisi saplanmıştı. 11 yıldır tekerlekli sandalyedeydi bedeni, onuru daima ayaktaydı…

Devlet şeref madalyası sahibiydi, madalyasını şerefi ile teslim etti aldığı makamlara.

Güneydoğuda Doksanlı yıllarda görev yapmıştı, hani otobüsler dolusu silahsız askerlerimizin katledildiği günlerde. O zamanlar tarifi imkansız hınç vardı yüreğimizde, haberlerde bir haninin öldüğünü, ya da kaybolduğunu duyduğumuzda sevinç çığlıkları attığımız günlerdi. Bu satılmışlara silah temin edenlerin, erzak temin edenlerin, esrar, eroin, kadın tüccarlarının avukatlığına soyunmamıştık henüz, anladıkları dilden konuşuyordu Türkiye onlarla.

Daha birkaç ay önce, Abdülkerim Kırca gibi, ömrü PKK ile savaşarak geçen Erdal Sarızeybek bir şeye dikkat çekiyordu, PKK’nın, ölen teröristlerin cesetlerini alıp toplu mezarlara gömdüğünü söylüyordu. Devir dönecek aynen Ermeniler gibi katliamlardan bahsedecekler demişti. Yanılmışsınız Sayın Sarızeybek, toplu mezarlar, vatan için bedel ödemiş insanların cezalandırılmasında kullanılacakmış maalesef.

Hakkındaki iddiaları ortaya atan kimdi? İtirafçı Abdulkadir Aygan, PKK kaçkını. Böyle tipleri herkes tanır, satamayacakları değer, ihanet edemeyecekleri bir namus anlayışı olmaz bunların. Bu satılmış da aynı Kanada’da oturan haham bozması gibi, yurt dışında ikamet etmekteydi, Belçika’dan konuşturuluyordu.

Emekli Albay Gazi Abdülkerim Kırca, 19.01.2009 tarihinde hakkındaki ortaya atılan iddialara dayanamamış, önce banyo yapmış, abdest tazelemiş, ardından uzun bir süre namaz kılmış, Allahtan af dilemiş ve uğrunda felç olduğu vatan topraklarına bırakmıştır kendisini.
O zevki tattırmadı onlara, sorgulatmadı, yargılatmadı kendini, itirafçısına, işbirlikçisine…

Peki, ne oldu şimdi?
Vatan için yıllarca tekerlekli sandalyeye mahkûm olan bir Gazi Albayımız kendisini vurdu. Kim mutlu oldu bu durumdan, kimler sevindi?

Ne yaptı da adı son günlerde faili meçhullerle anılmaya başlandı?
Gayri-nizamı harbin gerekli olduğu günlerde ayakta alkışladıklarımıza, bu gün, neden vatan haini gözüyle bakar olduk?

Millet olarak zihnimiz bulandırıldı. Şehit cenazelerinde hüngür hüngür ağlarken, her Şehit haberinin akabinde, “kendi komutanları tarafından vurulmuş olma ihtimali yüksek” tarzında fısıltılarla değerlendirmelerde bulunmaya başladık. Aktütün baskınını, Başbağlar katliamını, Sivas- Madımak olaylarını, vurulan generalleri… Hep TSK ya mal eder oldu toplum.

Geldiğimiz nokta da öyle bir tezgâh kurdular ki, Bu Milletin kahramanları hep kirli, hain, cani, hainleri birer masummuş gibi sundular. Nereden bilsin bu kirli çarkı garip vatandaş, dini mesajların arasına sakladıkları haber programlarıyla saldırdılar.

Meseleyi yüzlerce yıl öteden başlatmaya çalıştılar, İpin ucunu öyle kaçırdılar ki, efsanelerden medet umdular. Agarta saçmalıklarının ardından, bir itirafçı bulup, konuşturarak, Köroğlu’nu, Dadaloğlu’nu yargılayacaklar sandım. İşi Kara Murat’a, Battal Gazi’ye, vardıracaklardı neredeyse.

Peki, yarın bu vatanı kim savunacak, kim artık sorumluluk alacak, kim canını ortaya koyacak?

Evet, din bezirganlığı yapanlar, çığırtkanlar, şarlatanlar, velhasıl cümle işbirlikçiler… Sizlere rağmen bir Gazi Abdülkerim Kırca çıkıp, vatan için savaşıp, abdest alıp, namaz kılıp sonra da sessiz sedasız kafasına sıkacak. Bu bütün tarih boyunca böyle olmuştur. Çünkü bu ülkede herkes bilir, Devlet; kendisine hizmet edenleri asla affetmez!

Şair diyor ki; Savaştan savaşa bizimdir vatan, barışta sahibi değişir elbet. Şimdi bu vatan sizin, İstediğiniz kadar meydan var, gönlünüzce at koşturun. Ama şunu aklınızdan hiç çıkartmayın; Yüce Türk Milleti eninde sonunda kimin ihanet ettiğini, kimlerin kendisini, maneviyatını, dinini, toprağını sattığını anlayacaktır. İşte o zaman at koşturduğunuz meydanlar yerine saklanacak delik ararsınız.

Mekânın cennet Ruhun Şad olsun Gazi Albay Abdülkerim Kırca…

Abdullah ÖZ     06 Temmuz 2012 15:48 | Hatay
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Ruhunuz ŞAD olsun..Bir zaman makinesi olsaydı sizleri görmek yaşamak isterdim..Sizler gibi vatansever Komutanlarımızın her zaman olması dileğimle..


87
Ziyaretçi defteri kaydı
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>